Kambiyo senetleri, temel bir borç ilişkisine dayanmakla birlikte bu ilişkiden bağımsız olarak kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdü içeren belgelerdir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 167 vd. maddelerinde düzenlenen kambiyo senetlerine özgü haciz yolu sayesinde alacaklı, senedin ispat gücü ve takip kolaylığı nedeniyle alacağına daha hızlı ulaşabilmektedir.
Kambiyo senedine özgü haciz yoluyla takip başlatılabilmesi için, zorunlu unsurları tam olan senedin aslının takip talebine eklenerek yetkili icra dairesine sunulması gerekir. İcra memuru, senedin kambiyo vasfını re’sen incelemekle yükümlüdür. Senedin kambiyo senedi olduğu ve vadesinin geldiği tespit edilirse borçluya senet sureti ekli ödeme emri gönderilir. Senet suretinin eklenmemesi ödeme emrinin iptalini gerektirir. Borçlu, tebliğden itibaren on gün içinde borcu ödeyebilir; beş gün içinde ise icra mahkemesinde borca ve/veya imzaya itiraz edebilir ya da senedin kambiyo vasfı bulunmadığı iddiasıyla şikâyette bulunabilir.
İmzaya itiraz, tebliğden itibaren beş gün içinde yapılır. Bu itiraz kural olarak takibi durdurmaz; ancak icra mahkemesi itirazı ciddi bulursa geçici durdurma kararı verebilir. İmza incelemesi borçlunun bizzat katılımıyla yapılır; karşılaştırma için resmi kurumlardan imza örnekleri getirtilir. Çoğu durumda bilirkişi incelemesi gerekir. Yargıtay içtihatlarına göre incelemenin senedin aslı üzerinde, uzman kişilerce ve teknik yöntemlerle yapılması zorunludur. İmzanın borçluya ait olmadığı tespit edilirse takip durur ve alacaklının kötü niyeti hâlinde tazminat ve para cezasına hükmedilir. İtirazın reddi hâlinde ise borçlu inkâr tazminatı ve para cezası ile sorumlu tutulur.
Borca itiraz, borçlu olunmadığı, borcun itfa veya imhal edildiği, zamanaşımı, mehil veya yetki gibi sebeplere dayanabilir ve beş gün içinde yapılır. Bu itiraz da kural olarak takibi durdurmaz; ancak sunulan belgelerden itirazın haklı olduğu kanaatine varılırsa geçici durdurma kararı verilebilir. Borca itiraz duruşmalı incelenir ve iddiaların resmi veya imzası ikrar edilmiş belgelerle ispatı gerekir. Kabul hâlinde takip durur; alacaklının kötü niyeti varsa tazminata hükmedilir. Red hâlinde, geçici durdurma varsa borçlu tazminat öder.
Hem borca hem imzaya itirazda, İİK m.170/a uyarınca icra mahkemesi senedin kambiyo vasfını re’sen inceler. Senet kambiyo vasfını haiz değilse, imza borçluya ait olsa dahi takip iptal edilir.
Uygulamada takibin devam etmesi önemli bir sorundur. Takip; icra mahkemesinin geçici durdurma kararıyla, senede ilişkin ceza soruşturması kapsamında gönderilen tedbir müzekkeresiyle veya menfi tespit davasında %115 oranında teminat yatırılması suretiyle durdurulabilir.
Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davaları, icra mahkemesindeki itirazlardan bağımsız olarak açılabilir; derdestlik veya bekletici mesele yapılamaz. İcra mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, borçlu genel mahkemede borçlu olmadığını ileri sürebilir. Kural olarak ispat yükü alacaklıda olmakla birlikte, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davalarında bu yük borçluya aittir.
Menfi tespit davası bedelsizlik veya hükümsüzlük iddialarına dayanabilir. Dava tek başına takibi durdurmaz; icra takibinden sonra açılmışsa borcun tamamı ile senet bedelinin %15’i oranında teminat yatırılması gerekir. Teminat yatırılmasa dahi yargılama devam eder; borç ödenmişse dava istirdat davasına dönüşür.
Yargıtay’ın güncel içtihatlarına göre, menfi tespit davaları alacak veya tazminat davası niteliğinde olmadığından zorunlu ticari arabuluculuğa tabi değildir. Teknolojik gelişmelerle sahte senet ve imza vakalarının artması nedeniyle, her somut olayda taraflar arasındaki ilişki, senet bedeli, ekonomik durum ve hayatın olağan akışı birlikte değerlendirilmelidir (Yargıtay HGK, 2017/19-827 E., 2017/689 K., 18.06.2019).
Menfi tespit davasının kabulü veya reddi maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve karar doğrultusunda, talep hâlinde %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilir.
Sonuç olarak; kambiyo senedine dayalı takiplerde somut olaya göre borca itiraz, imzaya itiraz ve/veya menfi tespit davası yollarından uygun olanlar tercih edilmelidir. Suç şüphesi bulunan hâllerde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması, delil elde edilmesi ve ceza yargılaması sonucunun hukuk yargılamasında bekletici mesele yapılabilmesi açısından önem arz etmektedir.
Son yorumlar