+90 (222) 240 09 44 [email protected]

Kişinin adı, soyadı ve medeni hâli, nüfus siciline kayıtlı ve hukuki sonuç doğuran kişisel statü unsurlarıdır. Bu kayıtların gerçeği yansıtmaması veya kişinin haklı menfaatini ihlal etmesi hâlinde, Türk hukukunda idari ve yargısal yollarla değişiklik yapılması mümkündür. Ancak bu değişiklikler, keyfî değil; kanunda öngörülen şartlar ve usuller çerçevesinde gerçekleştirilir.

1. İsim ve Soyisim Değişikliği

Türk Medenî Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, haklı sebeplerin varlığı hâlinde isim ve soyisim değişikliği mahkeme kararıyla mümkündür. Haklı sebep kavramı kanunda sınırlı olarak sayılmamış olup, Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir. Kişinin adının gülünç, toplumda alay konusu olabilecek nitelikte olması, telaffuz zorluğu yaratması, kişinin sosyal ve mesleki hayatını olumsuz etkilemesi ya da fiilen uzun süredir farklı bir isim kullanması haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

İsim veya soyisim değişikliği davaları, davacının yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılır. Davada davalı olarak nüfus müdürlüğü gösterilir. Yargılama sırasında tanık beyanları, yazılı belgeler ve sosyal çevredeki kullanım biçimi dikkate alınır. Mahkemenin davayı kabul etmesi hâlinde verilen karar, kesinleştikten sonra nüfus siciline işlenir.

Önemle belirtmek gerekir ki, isim ve soyisim değişikliği geçmişe etkili sonuç doğurmaz; karar, ileriye dönük hüküm ifade eder.

2. Medenî Hâlin Değiştirilmesi

Medenî hâl; bekârlık, evlilik, boşanma ve dul olma gibi kişisel statüleri ifade eder ve doğrudan nüfus kayıtlarına yansır. Medenî hâlin değişmesi kural olarak mahkeme kararına veya resmî belgeye dayanır.

Evlilik, yetkili evlendirme memuru önünde yapılan resmî işlemle; boşanma ise mahkeme kararıyla gerçekleşir. Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte mahkemece nüfus müdürlüğüne bildirim yapılır ve medeni hâl sicilde güncellenir. Uygulamada, özellikle yabancı mahkeme kararları, geç bildirilen boşanmalar veya hatalı nüfus kayıtları nedeniyle medeni hâlin gerçeğe aykırı şekilde kayıtlı kaldığı durumlarla karşılaşılmaktadır.

Bu gibi hâllerde, nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılması gerekir. Dava, kişinin yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır ve ilgili nüfus müdürlüğü davalı olarak gösterilir. Mahkeme, resmî belgeler ve gerektiğinde yabancı mahkeme kararlarının tanıma veya tenfizine ilişkin durumları değerlendirerek karar verir.

3. Yargılama Usulü ve Sonuçları

İsim, soyisim ve medeni hâle ilişkin davalar çekişmeli yargı işi niteliğindedir. Mahkeme, maddi gerçeği araştırma ilkesine uygun olarak delilleri serbestçe değerlendirir. Verilen kararlar kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğüne bildirilir ve sicil kayıtları güncellenir.

Bu davalar, kişilik haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğundan, mahkemeler haklı sebep değerlendirmesinde ölçülülük ilkesini esas alır. Amaç, hem kişinin kişisel menfaatini korumak hem de nüfus kayıtlarının güvenilirliğini sağlamaktır.

Sonuç

İsim, soyisim ve medeni hâl değişiklikleri, basit bir idari işlem gibi görünse de hukuki sonuçları itibarıyla ciddi ve dikkatle yürütülmesi gereken süreçlerdir. Yanlış veya eksik kayıtlar, ileride miras, evlilik, vatandaşlık ve sosyal güvenlik gibi alanlarda telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle, nüfus kayıtlarında değişiklik gerektiren hâllerde sürecin hukuki çerçevede ve doğru usulle yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.